Her 18 Martta Çanakkale'ye gitmek isterim, şimdiye kadar nasip olmadı ama inşallah birgün orayı ziyaret edip, dualarımı orada okuyacağım, imkansızı olduran bir milletin çocuğu olmaktan ne kadar gurur duyduğumu, ne zaman o savaşla ilgili bir şey duysam tüylerimin diken diken olduğunu, Seyit Onbaşıyı, okullarını bırakıp bu vatan uğruna kendilerini feda eden 15 yaşındaki Galatasaray Lisesi öğrencilerini, kutsal vatanı uğruna ölen her bir Mehmeti sevgiyle, saygıyla, minnetle andığımı bizzat söyleyeceğim. Hepsinin ruhu şad olsun, Allah hepsinden razı olsun.
18 Mart 2012 Pazar
14 Mart 2012 Çarşamba
BİTENLER 3
Fazla bir şey bitiremedim, çoğu tester zaten. Hemen fikirlerimi paylaşmak istiyorum:
1) Down Under Naturals Nude Şampuan ve Saç Kremi: Her ikisini de beğendim. Zaten diğer bloglarda da çok bahsettiler, %98 doğal içerikli şampuan ve saç kremi. Ben normal saçlar için olanını kullandım. Saçlarımı çabuk yağlandırdığı için şimdilerde Petal Fresh Şampuan ve Saç Kremine geçtim. Ondan da memnunum.
2) Watsons disk pamuk: Güzel, yumuşak bir pamuk. Tekrar alacağım ürünlerden.
3) Bioderma H2O Sensibio: Onlineeczanem'den yaptığım alışverişle gelen testerların ikisini de bitirdim ve çok memnun kaldım. Elimdeki makyaj temizleyiciler bitince almayı düşünüyorum.
4) Cosmed Tüy Azaltıcı Losyon: Bu da Lilakutu'dan çıkan bir tester. Serumunu üç gün kullandım. Sonra losyonu iki-üç gün kullandım. Kıl köklerini zayıflattı gibi; ama sürekli kullanmadan kesin bir yargıya varmak mümkün değil. Daha sonra alabileceğim ürünlerden.
5) Loccitane Vücut Losyonu: Bu da Lilakutu'dan çıktı. Kokusunu çok beğendim. Doğal bir ürün ama açıkçası nemlendirmesi çok yeterli değil gibi. Orjinal boyunu almayı düşünmüyorum.
10 Mart 2012 Cumartesi
THE WOMAN IN BLACK-SİYAHLI KADIN
Efenimmm yeni bir filmle karşınızdayım. Sinemadan gelip azıcık soluklandıktan sonra izlenimlerimi sizlerle hemen paylaşmak istedim. Başrol oyuncumuz Daniel Radcliff yani namı diğer Harry Potter. Daniel bu filmde çoluklu çocuklu adam rolünde. Onu bu şekilde izlemek farklı geldi bana; her ne kadar Harry Potter serisinin hiçbirini izlemesem de hep Harry Potter'daki gibi kalacak zannettim heralde:)) Filmde karısını kaybetmiş, avukat bir babayı canlandırıyor. Müvekkilinin miras işiyle ilgili olarak uzak bir kasabaya gidiyor ama kasabaya varmasından itibaren tuhaf olaylarla karşılaşıyor. Kimse onun orada bulunmasından hoşnut olmuyor. İşi için gideceği malikane ise aklı başında insanın gidip de duracağı yerde değil. Bir şekilde malikaneye ulaşıyor ve sonrası sürpriz olsun:)) Klasik hayalet hikayesi, Susan Hill'in kitabından uyarlanmış. Tarihi dokusu olan filmler beni cezbeder, o yüzden bu filme gitmek istedim. Gidin hemen izleyin diyemem ama korku filmi seviyorsanız yine de bir deneyin derim.
8 Mart 2012 Perşembe
YEŞİL RENKLİ GÖZ KALEMLERİM
Merhabalar, birkaç gündür hastayım, kışı hastalıksız geçirdim derken; boğazım ağrımaya başladı, tabi sonra burnum ve kulaklarım boğazıma eşlik etti, bazen burnumu silmeye yetişemiyorum o derece. Hala atlatamadım, bu halde işe gitmek iki kat zor geliyor, ama hafta sonunu iple çekiyorum. Bu arada ister istemez bloğumu da ihmal ettim. Bugün sizlere yeşil göz kalemlerimle ilgili bir post hazırlamak istedim. Daha sonra başka gruplar halinde diğer göz kalemlerimi de tanıtacağım. Göz kalemlerini hem pratik hem de fara göre biraz daha kalıcı olduğu için tercih ediyorum. Ayrıca far sürdüğüm gözlerimi çerçeveleyerek de göz makyajımı daha keskin yapmamı sağlıyorlar. İşte yeşil göz kalemlerim:
Soldan sağa: 1-Alix Avien krem far Green, 2-Pastel Show No:105, 3-Borders diye bir marka numara yok üstünde, 4-Flormar No:111, 5-Pastel No:12 6-Oriflame dynamic duo eyeliner 7-Pastel Metallics göz kalemi No:325
4 Mart 2012 Pazar
A SEPERATION (BİR AYRILIK)
En iyi yabancı film Oscar'ını alan İran filmi A Seperation'ı dün izledim ve ödülü hak ettiğini de görmüş oldum. Film iki saat sürüyor ama benim gibi sıkılgan bir insan bile sıkılmadan izlediğine göre film yeterince akıcı. Konu bir çiftin boşanma kararı almasıyla başlıyor. O boşanma kararının ertesinde gelişen olaylar, başta ciddi olmayan bu kararı ciddi bir hale getiriyor. Filmde aksiyon ya da entrika yok; sade, içten, bizden ve çok duygusal bir film. İzledikten sonra bir süre filmin etkisinde kaldım. Keşke olaylar o yönde gelişmeseydi diye düşündüm. Ama iyiki de izlemişim, gerçekten izlenmeye değer bir film, hala izlemediyseniz vakit kaybetmemenizi tavsiye ederim. Sevgilerle
Pudingli Kurabiye
Bu pudingli kurabiyeyi daha önce kakaolu ve vanilyalı pudinglerle de denedim. İkisi de çok güzel olmuştu. Evde çilekli puding olunca bu sefer de böyle deneyeyim dedim ve çok güzel oldu:)) Çok kolay, hafif bir kurabiye, hemen nasıl yapılacağını anlatayım size: bir paket toz puding, 100 gr margarin, 1 çay bardağı sıvıyağ, 1 pk. hamur kabartma tozu, 1 yumurta, aldığı kadar un. Bütün malzemeleri karıştırıyorsunuz (puding toz şeklinde eklenecek karışıma, pişirilmeyecek), daha sonra küçük küçük yuvarlayıp, yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine diziyorsunuz. 170 derece fırında 20 dk. üstleri çatlayana kadar pişiriyorsunuz, afiyet şeker olsun efenim:))
3 Mart 2012 Cumartesi
İSTANBUL'DA İLKBAHAR
Bu yazıya şöyle güzel ilkbahar görüntüleri eklemek isterdim, ilkbahara yakışacak şekilde ammaa ne yazık ki dışarda öyle bir hava yok:(( Artık havalar ısınsın, şöyle kat kat giyinmeden dışarı çıkalım istiyorum... Neyse bu fotoğrafları evimizin penceresinden birkaç saat önce çektim. İstanbul'un bugünkü havasını sizinle paylaşmak istedim. Sonra biraz açıldı hava da moralim düzeldi:))
2 Mart 2012 Cuma
İzlediğim Son İki Film
İzlediğim yabancı dizilerden film izlemeye vaktim olmuyordu çoktandır. Şimdilerde House'ı izliyorum, ama yavaş yavaş; bundan sonra haftada en az bir film izlemeye karar verdim. Sinemadan uzak kalmışım ne kadar çok film birikmiş izlenmesi gereken.
Geçenlerde ayrı ayrı bloglarda yazılan iki tane sinema filmi ilgimi çekti (kusura bakmayın o yazıları aradım ama bulamadım, bahseden blogger arkadaşlarım bu yazının altına yorum bırakırlarsa, diğer arkadaşlar onların filmlerle ilgili yorumlarını okuyabilir, ayrıca her ikisine de teşekkür ederim tavsiyeleri için). Birincisi Doubt (Şüphe) isimli film, Meryl Streep başrollerde, aslında yavaş bir film ve biraz uzun ama yine de çok anlamlı bir film her ne kadar sonu biraz belirsiz bitti gibi geldiyse de bana, beğenerek izledim. Meryl Streep'in karakterine sinir oldum, yani kadın öyle güzel rol yapıyor ki hayatımızda onun oynadığı gibi bir karakter olsa ne hissedeceksek onu hissettiriyor. Güzel bir filmdi, ben de tavsiye ediyorum burdan.
İkinci film ise Chloe... Julianne Moore başrolde, filmde Julianne Moore kocasının kendisini aldattığından şüphelenerek bir hayat kadınıyla anlaşıyor ki bakacak kocası gerçekten kendisini aldatıyor mu? Aslında ne kadar tehlikeli bir işin içine girdiğini anlayamıyor. Zaten işin içinden işler doğuyor. Başlanan noktayla gelinen nokta arasında dağlar kadar fark var. Bazı noktalarda klişeler var. Biraz Öldüren Cazibe, biraz da Zehirli Sarmaşık kokuyor. Fena bir film değil, izlenebilir.
28 Şubat 2012 Salı
SPARTACUS-VENGEANCE
Spartacus geçen seneden beri severek, ilgiyle ve heyecanla takip ettiğim bir dizi. İlk sezonda Andy Whitfield'la bütünleştirdiğim Spartacus karakterinin zorunlu olarak değişmesi beni üzdü. Yeni Spartacus Liam Mcintyre kesinlikle Andy Whitfield'in yerini dolduramadı. Bakışları, duruşu, vücut yapısı bile zayıf kaldı. Hatta dizide Spartacus'ün etkinliği bile azaldı gibi geldi bana. Naevia'nın değişmesi de yine dizide büyük bir eksiklik yarattı. Naevia sadece tip olarak değil kişilik olarak da değişmiş gibiydi. Anlamlı bakışlı, güzel Naevia gitmiş; sümsük duruşlu, sürekli ezik ezik bakan bir tip gelmişti. Sanki "Alın bu da melez, aynısı" demişler gibi. Crixus'ın hayatını tehlikeye atmasına değmedi bence. Kısacası Spartacus'ün tadı kaçtı. Özellikle 3. sezonun ilk 4 bölümü hiç tat vermedi. Önceden Spartacus dizisi yayınlanır yayınlanmaz izlerdim. Geçen hafta 4. bölüm yayınlandığında bilgisayarıma indirdim, ama öylece durdu birkaç gün sonra; başka dizi kalmadığı için açtım izledim. Yapımcılar izleyicinin dikkatini canlı tutabilmek için yine erotik sahnelere ve kanlı görüntülere sığınmışlar. Son bölümde ise Gannicus'ın dönüşü ve Arena'daki sahneyle, Spartacus'ün eski bölümlerinde aldığım tadı aldım ve "sonunda, bu sefer oldu" dedim. Bölümü izlerken aynı heyecanı ve tadı duydum. Bundan sonraki bölümler nasıl olur bilmiyorum ama bence bu bölüm bu serinin en güzel bölümüydü.
25 Şubat 2012 Cumartesi
GÜNÜN KEKİ:))
Kaç gündür canım şöyle güzel bir kek istiyordu. Tatesal'ın bloğunda gördüğüm kek tarifini azıcık değiştirerek (kakao kullanmadım onun yerine keke bir paket bitter çikolatayı kırarak ekledim bir de şeker miktarını bir su bardağına indirdim, tadı çok güzel oldu yine de) uyguladım ve ortaya yumuşacık, leziz mi leziz bir kek çıktı. Tam böyle süt, kahve, çay (artık hangisini tercih ederseniz) yanına yakışacak bir kek.
24 Şubat 2012 Cuma
INGLOT VS NIVEA
Inglot 145
Nivea Vintage Mauve
--> Nivea
--> Inglot
Rujda gül kurusu rengini çok severim. Hem doğal hem de şık, bakımlı bir duruş verir dudaklara. Nivea Pure&Naturals 73 numara epeydir elimde vardı. Nivea'nın makyaj ürünlerini kaldırması nedeniyle belki de bir daha bulamayacağım bir ruj. Ben genelde altına lip balm sürerek kullanıyorum ve güzel bir renk veriyor. Inglot ruju da yakın bir zamanda aldım. Aslında Nivea ile bu kadar yakın renkte olduklarını bilmiyordum, daha doğrusu ilk kez ikisini yanyana getirince canım sıkıldı, aynı tonlarda iki ruj, gereksiz oldu bu alışverişim diye düşündüm ama renklerin dudakta duruşu çok farklı, Nivea biraz daha pembe tonlarında, Inglot ise biraz daha koyu, hafifçe toprak tonlarına çalıyor. İkisinin de kalıcılığı güzel, ama Inglot birazcık daha kalıcı. İkisinde de paraben yok. Severek kullanıyorum her ikisini de. Gül kurusu renginde ruj arayanlar için belki bir fikir olur. Sevgilerle.
23 Şubat 2012 Perşembe
KIVANÇ TATLITUĞ EFSANESİ
Genelde yabancı dizileri takip etmeyi seviyorum. Televizyonda ise bir iki yerli diziye, canım isterse bakıyorum. Kuzey Güney de her hafta olmasa da arada izlediğim ve takip ettiğim bir dizi. Senaryo vasat aslında, çok da ilginç bir hikayesi yok. Ama Kıvanç Tatlıtuğ sayesinde izlettiriyor ya da ben o yüzden izliyorum. Kıvanç Tatlıtuğ çok yakışıklı diye değil bu ilgim (bu arada Allah sahibine bağışlasın güzel çocuk), ama bu dizide gerçekten kendini katbekat aştı. Gümüş dizisi, Kıvanç Tatlıtuğ'un acemilik dönemiydi, Aşk-ı Memnu ile epeyce bir yol kat etti, Kuzey Güney'de ise oyunculuğu tavan yaptı. Tabi ki bunlar benim düşüncelerim, dünkü bölümde göstermiş olduğu performans beni kendine hayran bıraktı. Mimikleri, konuşması, duruşu harikaydı. Ancak bölümde eksiklikler vardı, Ali'nin Kuzey'i kurtarmak için Sümer'le kendisi yüzleştiği unutulmuş gibi; Kuzey'e, onu o adamların arasından kurtardığı için ettiği teşekkür çok abartılıydı (Sanki kavga Ali yüzünden çıkmış gibi). Kavga esnasında topluca Ali'ye dalan elemanlar, Kuzey'i görünce Cüneyt Arkın filmlerinde olduğu gibi teker teker kavgaya dahil oldular. Kuzey birisini dövmeden ötekileri işe karışmadı. Simay'ın, Kuzey'den o kadar korkmasına rağmen hala Güney'i tehdit etmesi. Güney'in bu kadar gıcık olması, yuh yani insan kardeşine bu kadarını da yapar mı dedittiriyor. Bunlar dizide benim gördüğüm mantık hatalarıydı. Dediğim gibi diziye değil Kıvanç Tatlıtuğ'un oyunculuğuna dikkat edin eğer izlerseniz. Sevgilerle.
LOVE ME BACKK-EUROVISION ŞARKIMIZ
İrfan Değirmenci ile sabah haberlerinde denildiği gibi Mayıs ayına kadar sürecek "Geleneksel Eurovision Şarkısı Eleştiri Şenliği" başlamıştır:) Herkesin bu konudaki fikri ayrı ve sanki herkes müzik gurusu, biz bununla sonuncu oluruz, hiç güzel değil, niye İngilizce ki parça tarzı eleştiriler var ve genel olarak beğenilmemiş gibi ama ben beğenen gruptayım. Enerjisi güzel, hoş, kıpır kıpır; güzel bir koreografiyle hiçbir eksiği kalmaz. Ben tekrar bol şans diliyorum Can Bonomo'ya, yolu açık olsun. Hala dinlemeyenler varsa işte linkkk.
21 Şubat 2012 Salı
BİTENLER 2
Bitenlerle karşısınızdayım. Çoktandır yayınlayacağım yayınlayacağım bir türlü bunlara sıra gelmedi. Epeydir bir poşet içinde fotoğraflarının çekilmesini bekliyor bu boş ambalajlar. Sırayla tanıtayım hepsini:)
1) Paradontax diş macunu: Defalarca söylüyorum, yine söyleyeceğim: hayatımın diş macunu:)) Çok memnunum, severek kullanıyorum.
2) The Body Shop-Love ETC Parfüm: Şekerli, tatlı bir koku. Severek kullandım. Şimdi Avon'un Romantic Voyage'ını kullanıyorum. Tekrar alır mıyım? Olabilir, ama aklımda The Body Shop'un White Gardenia'sı var, onu alacağım bir daha ki sefere, çok nefis bir koku.
3) Yves Rocher Inositol Vegetal ilk mimik kırışıkları için krem: Bazen anti-aging kullanmak için erken diye düşünüyorum ama bazen de gerçekten bir şeyler oluşmadan engellemek daha mantıklı geliyor. İlk anti-aging kremim olur kendisi. Aslında aklımda Nuxe Nirvanesque almak vardı (hala da var), hem doğal yapılı hem de ilk mimik kırışıklıklarına yönelik olduğu için (tek eksisi fiyatı), ama Yves Rocher'de indirim olduğu için bu kremi tercih ettim, yaklaşık 38 liraya geldi. Güzel bir kremdi. Cilt tarafından çok çabuk emiliyor, hafif de etkisi oldu gibi, ama ben bu tür şeylerde tam olarak etkiyi anlayamıyorum; zaten genelde etkisi varsa bile ya çok hafif oluyor ya da zamanla ortaya çıkıyor. Bundan sonra Nivea Pure&Natural nemlendiricisini kullanacağım, o bittikten sonra Nuxe almayı düşünüyorum.
4) Nivea Pure&Natural mini deodorant: Bu yaseminlisiydi (lotus çiçeği olanı da var). Yanımda taşıyordum. İçinde zararlı madde yok. Tekrar alacağım.
5) Watsons Cosmoshop aseton: Beğenmedim. Açık renkli ojeleri bile çıkarırken zorluk çektim. Yarısını da lavaboya döktüm. Tekrar almam.
6) Opti-Free Lens Solüsyonu: Yaklaşık 4-5 senedir lens kullanıyorum ve ilk baştan beri Opti Free solüsyonu kullanıyorum. Mükemmel. Yenisini aldım hemen.
7) Johnsons Face Care göz makyajı temizleyici: Johnsons'ın yüz ürünlerini ilk kez Çorum'daki BİM'de gördüm. İçinde 30 tane göz pedi var, yani 15 gün rahatlıkla yeter. Ben çok beğendim bu ürünü ve tekrar almak için bizim yakınlardaki BİM'e baktım, ama bulamadım:(( Eğer bulabilirseniz denemenizi tavsiye ederim. Fiyatı da 6.90 civarıydı.
8) Son olarak da İpek Pamuk: Cildi tahriş eden, sert bir yapısı var. Şimdi Watsons markalı bir ped pamuk aldım, ondan memnunum. Yumuşak yapılı.
Şimdilik bu kadar. Hoşçakalınnn...
20 Şubat 2012 Pazartesi
ONLINEECZANEM'DEN ALDIKLARIM
Onlineeczanem'den ilk kez alışveriş yaptım. Ürünlerin paketlenişi, yanına numuneler eklenmesi çok güzel, ancak gelene kadar akla karayı seçtim. 14 Şubat akşamı verdiğim sipariş ancak bugün gelebildi (İstanbul içi) yani benim gibi tez canlıysanız ya da ürüne acil ihtiyacınız varsa sipariş vermeden önce bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
Gelelim siparişlerime, Petal Fresh şampuan ve saç kremi (sadece şampuan sipariş ettim, saç kremi hediyesiydi). Petal Fresh Şampuandan daha önceki postlarımda bahsetmiştim. Limon otlu (yağlı saçlar için) olanını tercih ettim bu sefer, umarım memnun kalırım. Benim daha önce numune olarak denediğim Petal Fresh'ler biberiye ve çay ağacıydı.
Bir de Laconia göz makyajı temizleyici. Yunanistan'da üretilen bir markaymış. Saf organik zeytinyağı bulunuyormuş içinde. Saf organik zeytinyağı kelime grubunu görünce tabi benim aklım başımdan gitti. Ancak geldiğinde gördüm ki içinde saf olan tek şey organik zeytinyağıymış. Parabenler ürünüm içinde fink atıyorlarmış (biraz abarttım:)) Neyse zaten dayanamadım hemen denedim. Bir kaç damlası göz makyajımı temizlemek için yeterli oldu. Memnun kaldım kısacası.
Alttaki minik şişecikler de numuneler, iki tane Bioderma Sensibio H2O (denemek istediğim bir üründü, numune olarak gönderdikleri iyi oldu). İki tane Bioderma kepek şampuanı tester'ı (bunların yerine başka bir şeyler olsa daha sevinirdim), bir tane Sebamed Yüz temizleyici numunesi (bu da güzel, daha önce denememiştim). Yani lilakutudan çıkan tester'lar kadar tester çıkmış oldu onlineeczanem'den. Ürünleri denedikçe fikirlerimi burdan paylaşırım. Sevgiyle kalın.
Etiketler:
bioderma,
güzellik,
laconia,
laconia göz makyajı temizleme losyonu,
onlineeczanem,
petal fresh limon otlu şampuan,
saç bakım,
sebamed,
şampuan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























