dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2015 Cumartesi

KİRALIK AŞK


Yaz dönemi yine mısır patlağı gibi diziler çıkmaya başladı bütün kanallarda. Çoğu elenecek birkaç tanesi yeni sezona taşınacak, bir çoğunun ismi bile hatırlanmayacak kimbilir. Normalde çok fazla Türk dizisi izlemiyorum. Sebeplerini daha önceden de yazmıştım (dizilerin uzun saatler sürmesi, reklam arası dizi konulmuş gibi olması, dizi tutunca senaristlerin dizi bitmesin diye saçmalaması, normal hayatlardan ziyade olmayacak hayatlara insanların özendirilmesi vs.). Kiralık aşk'a ise tatile giderken otobüsteki televizyonda bir şey bulamayınca mecburen şans verdim ama şaşırtıcı bir şekilde hoşuma gitti. Uzun zamandır ilk kez bir Türk dizisini bekler oldum. Aslında hikaye yine çok alışılageldik, fakir kız-zengin çocuk aşkı. Bir kafede garson olarak çalışan Defne (Elçin Sangu), iş adamı Ömer'i (Barış Arduç) baştan çıkarmak için Ömer'in yengesi tarafından işe alınır. Ömer'in yanında yönetici asistanı olarak çalışmaya başlayan Defne, Ömer'i etkilemek için elinden geleni yapmaya başlar. İşte olay burada biraz  ilginçleşiyor Defne sıradan kızlar gibi değil; sakar, eli ayağına dolaşan, cin fikirli olmayan, bunları da kendine yakıştıran bir kız. Zaten Elçin Sangu'nun güzelliği insanı o kadar büyülüyor ki anlamadan diziye müptela oluyorsunuz. Ayrıca rolüne de çok yakışmış, oyunculuğu çok doğal. Nergis Kumbasar ise diziye çok güzel bir hava katmış, gerçekten onun sahnelerini ayrı bir severek izliyorum. Ömer'in iş ortağı Sinan'ı canlandıran Salih Bademci de (Öyle Bir Geçer Zamanki'nin Hakan'ı) rolüne cuk oturmuş.Güzel bir aurası var dizinin, yaz ekranı için gayet hoş bir dizi, bir bakın derim. Sevgilerle...

8 Ağustos 2012 Çarşamba

KÖTÜ YOL-ORHAN KEMAL




 Kanal D'de Orhan Kemal'in kitabından uyarlama yeni bir dizi başladı. Daha önce kitabı okumadım ama diziyi çok beğendim. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim. Konusu da şöyle, Çamaşırcı Ayşe Kadın’ın büyük kızı Nuran, çevresi tarafından sürekli güzelliği övülen ve artist namzeti olarak görülen fakir bir kızdır. Bir gün, abisi İhsan tarafından yüklü bir başlık parası karşılığında Bedir Ağa’ya satılır. Nuran’ın tek kurtuluş umudu, büyük bir aşkla sevdiği şoför Reşat’tır. Fakat evlilik hayali kurduğu Reşat’ın, onu patronunun eşiyle aldattığını öğrenince İstanbul’a kaçıp, hep ona söylenen, arada sırada kendisinin de hayallerini kurduğu şeyi yapmaya; yani bir sinema yıldızı olmaya karar verir. Aslında başroldeki Şükran Ovalı'yı daha önce dizilerde genelde kötü rollerde gördüğüm için sevmiyordum ama bu diziyle kendisine hayran kaldım. Kesinlikle rolüne cuk diye oturmuş. Ağabey rolündeki Ferit Kaya'yı Öyle Bir Geçer Zaman ki'deki rolünden hatırlıyoruz ama bu dizide kesinlikle tam yerini bulmuş ve bence yeni bir Fırat Tanış doğuyor diyebiliriz. Henüz izlemediyseniz kesinlikle bir şans verin derim. Tek temennim diğer diziler gibi tuttu diye cılkının çıkarılmaması.

24 Aralık 2011 Cumartesi

YERLİ DİZİLERLE İLGİLİ

İlk başta keyifle izlediğim dizilerin kabak tadı vermeye başlaması beni çok üzüyor. Ya ben çok şey bekliyorum ya da gerçekten artık senaristler yazacak bir şey bulamıyor. Birbirine benzeyen, uzadıkça tükenen hikayeler artık herkesi bıktırdı; ama genelde televizyondan başka eğlencesi bulunmayan halkımız mecburen bu dizilere mahkum kalıyor, daha doğrusu mahkum ediliyor. Önceden en azından haftanın bazı günleri eski Türk filmleri ya da güzel yabancı filmler yayınlanırdı da biraz şenlenirdik. Şimdi mecburen Fatmagül'e ağlıyoruz, Ali Kaptan'a kızıyoruz, Kuzey'e hak veriyoruz... Bir de dizi izlerken ben sürekli gerilmeye başladım doğru düzgün komedi dizisi de yok. Yahşi Cazibe'yi takip ederdim, o da son zamanlarda kendini tekrar ediyor. Hele de hikayeyi hareketlendirmek amacıyla Kemal'in çocuk sahibi yapılması ve geçen zamana rağmen hala Kemal'in ikili ilişki yürütmeye devam etmesi beni iyice soğuttu diziden. Bizim Yenge'yi severek izliyordum, o da Keşanlı Ali Destanı'na kurban edildi. Şu anda kaçta yayınlandığını bile bilmiyorum. Geçen sene Öyle Bir Geçer Zaman Ki'ye bayılıyordum ve merakla neler olacak diye sonraki haftayı bekliyordum. Bir de hikayenin 1960lardan günümüze kadar yakın tarihimizle ilgili konulara da yer vereceğini duyunca daha da bağlanmıştım diziye. Ama şimdi dizi üçlü ilişkiler yumağından oluşuyor (Ali-Cemile-Karolin, Murat-Aylin-Soner, Berrin-Hakan-Ahmet). Bir de yine geçen sene severek izlediğim Yer Gök Aşk var. Bu senenin başında bir iki bölüm izledim ve bıraktım. Kavak Yelleri vardı bir de, ne tatlı diziydi ilk başladığında arkadaşlıklarına, birbirlerine olan bağlılıklarına hayran kalmıştım, sonra noldu dizi uzadıkça uzadı ve Brezilya dizilerinden farksız oldu. Kimin eli kimin cebinde belli değildi. Neyse ki bitti. Aslında emeğe saygı göstermek istiyorum; ama bu şekilde de temcit pilavı gibi önümüze getirilen konuları, bu millet ağlamayı seviyor, ver dramı her şeyi izlerler düşüncesinde olanları eleştirmeden geçemiyorum. 
Bence bu konuda bir şeyler yapılmalı. Senaristler, yapımcılar artık bu durumun farkında olmalı (bir aralar magazin programları böyle ünlenmişti, her akşam her kanalda magazin vardı, ondan kurtulduk, şimdi de dizilere boğdular bizi). İlk önce dizilerin konularına dikkat edilmeli , çünkü diziler çok ciddiye (Kurtlar Vadisi'ndeki Çakır öldü diye ciddi ciddi cenaze namazı kılan insanlarımız var) alınıyor Türkiye'de. Mesela her dizide insanlar İstanbul'da yaşamalarına rağmen süper evlerde oturuyor (en fakir olanı bile), bu da insanları özendiriyor. Farklı illerimizde başlayan her dizi daha sonra İstanbul'a taşınıp karakterlerin yeni bir düzen kurduğunu gösteriyor (İstanbul'a göç de özendiriliyor). Dizilerde okula giden kızlar full makyajlı, kıyafetleri son moda ve bir giydiklerini bir daha giymiyorlar. 
Belki de diziler çekilirken sosyologların fikirleri alınmalı, toplumumuza, yaşayışımıza uygun konular seçilmeli, bir konu seçildiyse o konuyla ilgili araştırmalar yapılmalı, senaryo tam olmalı, hele birkaç bölüm çekelim sonrası Allah kerim diye diziye başlanmamalı. Dizilerin süreleri kısaltılmalı, çalışanlar da düşünülmeli. Manifesto gibi oldu:)) Neyse kısacası yerli dizilerin tadının yerine gelmesini istiyorum ben. Süper Baba, İkinci Bahar, Bizimkiler, Bizim Evin Halleri, Ferhunde Hanımlar gibi dizilerle büyümüş ve bu dizileri halen özleyen birisi olarak düşüncelerimi paylaşmak istedim.