filiz özdem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filiz özdem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2016 Cumartesi

İKİ KİTAP

Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar... Sıcaklar, sağlıkla ilgili durumlar, okuldaki sene sonu işleri, yan flüt konseri (öhöm) derken bu ay oldukça yoğun geçtiğinden bloğumu ihmal etmişim :( Haziran ayını hiç yazı yazmadan bitirmek istemedim. Artık biraz daha rahatlamışken hemen bir yazı döşeneyim dedim :) Beğenerek okuduğum iki kitabı sizlerle paylaşmak istedim. İlki Fethiye Çetin'in yazmış olduğu Anneannem isimli kitap. Kitap, Ermeni Tehciri nedeniyle parçalanan bir ailenin anılarıyla ilgiliydi. Güzel bir kitaptı ama bazı yerlerinde önceki anılar anlatılırken keskin geçişler yapılmış ve bu biraz rahatsız edici geldi bana ama dönemle ilgili yeni bilgiler edinmemi de sağladı.

İkinci kitap ise Filiz Özdem'e ait Rüya Bekleyen Adam. Filiz Özdem'in daha önce Aşk Meçhule Yürür kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. O kitabı çok beğendiğim için yazarın iki kitabını daha aldım. Bu kitaplardan biri de Rüya Bekleyen Adam'dı. Babasının annesini öldürmesi nedeniyle yetiştirme yurduna verilen Selim'in yaşadıkları konu edilmiş. Genelde Selim'in iç sesinden olanları dinliyoruz; pişmanlıklarını, üzüntülerini, sevinçlerini... Genel olarak depresif bir kitaptı ama akıcı dili sayesinde rahat okunuyordu. Sadece bana erkek karakter fazla naif geldi; yazarın kadın olmasından dolayı sanki erkek karakterin hissettikleri daha kadınsıydı gibi yine de beğenerek okudum.

"Eskilerin, her şeyi kendi gözleriyle görmüş gibi anlatmalarına bayılırım ben. Ne de olsa kendi gözlerimizle gördüklerimiz bile uydurma.."
"Büyük laflar, dar eşiklerden geçermiş. O lafları edeni de yanında sürüklermiş."
"Ağaç olmanın da bir kaderi vardır. Durur ve seyredersin Hiçbir yere gidemezsin. Başını çeviremezsin. Çünkü ne çevrilecek ne bir başın ne de yere eğecek gözlerin vardır. Yine de her şeyi görür, hatırlarsın."


19 Aralık 2015 Cumartesi

AŞK MEÇHULE YÜRÜR - FİLİZ ÖZDEM

Herkese merhabalar, en son yazı yazdığımın üzerinden epeyce bir zaman geçmiş. Hele kitap yazısı yazmayalı epeyce bir olmuş ne yazık ki bu kitaptan önceki okuduğum kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım. Galiba ben hayal edemediğim kitapları okuyamıyorum yani gözümün önünde anlatılan sahne tam olarak canlanacak, bu durum olmayınca kitap beni sarmıyor ve öylesine okuyormuşum gibi oluyor en sonunda da kaçınılmaz son bitirmeden kitabı bırakıvermek gerçekleşiyor... Keşke bu durumu peşin peşin kabul edip kitabı okumayı sürdürmesem ama bazen diyorum ki bu kadar insan beğenmiş bir şey vardır belki daha sonra açılacak diye ama genelde olmuyor. O yüzden kitap yazısı hazırlamam biraz uzun sürdü. Şimdi yeni bitirdiğim kitap Aşk Meçhule Yürür'den bahsedeyim biraz. Filiz Özdem daha önce okumadığım bir yazar, ilk kez bu kitapla tanışmış oldum kendisiyle. İlk başladığımda kitap inanılmaz içine çekti beni, Mercan'ın hikayesini öğrenmek istedim. Kitaba hakim olan zaten Mercan'ın içinde bulunduğu iç karartıcı hal ve çaresizlik. Birçok yerde anlatılan hikayenin içinde buldum kendimi. Mercan'ı, Ziya'yı, Abidin'i, Meltem'i yakından izledim. Hepsinin tipi gözümde canlandı.  İlk kısımda anlatılanların daha sonra beklenmedik bir şekilde değişmesi zihnimde yarattığım karakterleri tepetaklak etse de ilginç ve okunmaya değer bulduğum bir kitap oldu.

"Yaşadığın anın içinde kendini yetişkin sanıyorsun. Halbuki üzerinden yıllar geçtikçe, hafızanın fotoğrafhanesindeki karelere baktıkça, insanın burnunun direği sızlıyor, hayata ve kendisine karşı içi merhametle doluyor. Meğer çocukmuşuz hep..." 

"Öyle işte, hayallerinde, canının istediği gibi eğip bükerek birini sevmek ne kolay, değil mi? Hiç mızıkçılık etmeyen, hiç canını sıkmayan, tamamen senin hükmünde olan birini..."

"Meltem ona bir işaret koymuştu. İşaret konmaya değer biri olduğunu hissettirmişti."

"Belki de ruh denen, karanlığa,  dibe doğru uzanan derin bir kuyu değil; gittiği her yöne doğru çatallanan, pek çok irili ufaklı yola bölünerek labirentler şeklinde dibine, dikine, verev, döngüsel, yatay, karmaşık yollar izleyen, başına buyruk sarmal bir kuyuydu."

"-Neden kendine yeni bir hayat kurmadın?
 - Kuramadım Ziya. Kuramadım işte. Ben herkeste sende olmayanları aradım. Sende olmayanları bulduğumda da, sende olanların hasretiyle yandım."