tarihi roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarihi roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2013 Cumartesi

NAR AĞACI-NAZAN BEKİROĞLU

Sen öyle çağırmasaydın ben böyle gelmezdim...
Nazan Bekiroğlu'nun son kitabı, epey bir konuşuldu, birçok yerde reklamını gördüm. İş yerinde bir arkadaşın bu kitabı bir solukta okuduğunu görünce, benim de kitaba karşı merakım arttı. Bitirince rica ettim o da sağ olsun verdi ve kitabı okumaya başladım. Kitapta sonunda birbirine bağlanan birkaç hikaye var: İlk kısımda Zehra, İsmail, Büyükhanım ve Hacıbey'den oluşan küçük, mutlu, kendi halinde bir ailenin Balkan Savaşı nedeniyle tüm hayatının değişmesi göz önüne serilirken;  sonraki kısımda Setterhan'ın Azam'a olan aşkının ellerinden kayması sonucunda değişen kaderi konu alınıyor. Sonunda su akıyor ve yolunu buluyor. Kitabı genel olarak beğendim ancak açıkçası dili bana biraz ağır geldi. Betimlemeler uzun, üslup ağdalıydı ki ben yalın üslubu tercih ederim. Bazı kısımları atlayarak okuduğumu itiraf etmeliyim. Ama tarihi gerçekleri farklı boyutlarda anlatması, tarihin bizim derslerde duyduğumuz Balkan Savaşlarını kaybettik, Midye-Enez sınır kabul edildi, Edirne elden çıktı cümleleriyle sınırlı olmadığını birkez daha hatırlattığını ve savaş esnasında atalarımızın çekmiş olduğu sıkıntıları, yokluğu görünce; içtiğim çaya, yediğim ekmeğe bile daha farklı bakmama sebep olduğunu söylemeliyim. 
Kitabı okuduğum sıralarda CNN Türk'te Rumeliye Elveda isimli bir belgesel gördüm ve belgeseli  izlemeye başladım. Belgeselde 100. yılında Balkan Savaşları konu alınmış. O dönemki askeri durum, siyasi çatışmalar, açlık, sefalet ve savaşların kaybedilmesi anlatılmış. Kimi yerde gerçek fotoğraflar, kimi yerlerde de canlandırmalardan faydalanılmış. Özellikle Mehmet Şükrü Paşa'nın Edirne'yi vermemek için elinden geleni yapması ama uzun süren direnişe rağmen açlık ve yokluk nedeniyle Edirne'yi teslim etmek zorunda kalmasını izlerken kendimi tutamadım. Bence okullarımızda tarih yanlış öğretiliyor. Kitaptan öğretilen tarih kimsenin gözünde canlanmıyor ve o dönemde yaşananlar kimseye ders olmuyor ne yazık ki...Aslında çocuklara bu tür belgeseller izletilip nerden nereye geldiğimiz gösterilmeli, tarihin tekerrür etmemesi için elimizden geleni yapmamız gerektiği öğretilmeli.

19 Aralık 2012 Çarşamba

NAZAR - REHA ÇAMUROĞLU

İlk kez Reha Çamuroğlu okudum ve çok çok beğendim. Sağlam kalemi, akıcı ve dikkat çekici kurgulaması sayesinde iki günde kitabın nasıl bittiğini anlamadım.Kitapta ilgimi çeken ilk şey kapağıydı. Sonra ismi dikkatimi çekti. Hepimizin inandığı ya da inanmadığını iddia etse bile çekindiği şey "Nazar"dı. İşte tam benlik bir konu diye düşündüm ama aslında kitabın konusu doğrudan Nazarla değil de 1500lü yıllarda Orta Çağ'daki cadı avlarıyla ilgiliydi. Kocası bir savaşta ölmüş dul Margarita'nın toplumdan elini eteğini çekmesi ve ormanda kendi başına hayvanlarla beraber yaşaması, kendisinden yardım isteyenlere yardımda bulunması en büyük suçu oluyor ne yazık ki.