4 Ocak 2012 Çarşamba

LİP BALMLARIM

Kışın gelişiyle herkes lipbalmlara sarıldı.Çatlamış dudaklar hem hoş görünmüyor, hem de hiçbir ruj güzel durmuyor çatlamış dudakta.  Ben de aklıma geldikçe lip balm sürüyorum dudaklarıma. Hem nedense toplum içinde lip balm sürmek daha kolay geliyor. Lavaboya gidip rujumu tazelemek zor geldiğinden lip balmı çıkarıp oturduğum yerden sürebiliyorum. Şimdi gelelim kullandıklarıma:
The Body Shop'tan geçen aylarda almıştım bu lip balmı, genelde yatmadan yatmaya sürüyorum çünkü dudaklara beyaz bir renk veriyor. İçinde shea yağı var, o yüzden güzel bir şekilde besliyor dudakları. Kokusu çok tatlı ama suni olmayan vanilya kokusu. Bitecek gibi değil ama biterse bir daha ki sefere zencefilli olanını deneyebilirim.

Avonun bu lip balmını geçen sene bir alışveriş merkezinde promosyon olarak veriyorlardı. Geçen seneden beri kullanıyorum. Nemlendirmesi fena değil. Genelde rujların altına sürüp sonra ruj sürüyorum.
Bu da şu sıralar en sık kullandığım lip balm. Dudağa çok tatlı bir pembe tonu verdiği gibi nemlendirmesi de güzel. Ben ruj yerine kullanıyorum desem yeridir. Tekrar alacağım ürünlerden.
Burt's Bees ürünlerini merak ediyordum. Cilt bakımı ürünleri pahalı gelince bu lip balmla burt's bees'le tanışayım dedim. Ama açıkçası pek sevmedim, özellikle kokusu bana hiç hoş gelmedi. Nemlendirmesi ise normal aman aman bir özelliği yok.
Ve işte benim kıymetlim:)) Aslında diğer lip balmlar nedeniyle pabucu dama atılsa da nivea'nın bu lip balmını severek kullanıyorum. Dudaklara hoş, doğal bir kırmızılık veriyor. Şimdilerde beklemede kendisi ama diğerlerinden gönlüm geçince kendisine döneceğim:))

3 Ocak 2012 Salı

KİMİLERİ ÖLÜMSÜZ DOĞAR


Bazı insanların kaderidir ölümsüz olmak, unutulmamak... Barış Manço da bu insanlardan biri... Aramızdan ayrılalı seneler oldu, ama biz hala onun şarkılarını dinleyip her sene onu anıyoruz. Unutulması güç insanlardan Barış Manço benim için, küçük bir kızken hep Adam Olacak Çocuğa çıkınca söyleyeceğim şarkıların provasını yapardım. Barış Manço oradaki çocuklara sorular sordukça ben de evden yanıtlardım, kendime göre akıllıca cevaplar bularak. Daha sonra onun dünyayı dolaşmasına, yeni yeni insanlarla tanışmasına, birçok dili konuşabilmesine imrendim. Şarkıları ise insana yeni bir dünyanın kapısını açar gibiydi. Bazı şarkıları insanı kıpır kıpır ederken, bazıları hüznün dibine vurdururdu, bazı şarkıları ise muzipti. Hani bazı insanlar vardır, neye ellerini atsalar başarılı olurlar işte öyleydi o. Bakışlarındaki duruluk, yüzündeki o sevecen ifade, farklı tarzı, her şeyiyle farklı bir insandı. Dediğim gibi bazı insanlar ölümsüzdür, Barış Manço bunu en çok hak edenlerden biri. Ruhu şad olsun.

1 Ocak 2012 Pazar

YENİ YIL PASTASI


Yeni yıl için arkadaşlarımız bize gelecekti. Yeni yıl pastasını dışardan almak yerine kendim yapmak istedim. Kolları sıvayıp mutfağa girdim. Pandispanya hamuru için 5 yumurta, 5 fincan un, 3 fincan şeker, 3 yemek kaşığı sıcak su, 2 yemek kaşığı sıvıyağ, 1 pk. hamur kabartma tozu, 1 pk. vanilya  kullandım. Yumurta sarılarını ve aklarını ayrı kaplara ayırdım. Şekeri ikiye bölüp, yarısını yumurta sarılarına (3 yemek kaşığı sıcak suyu da yumurta sarılarına karıştırdım), yarısını da yumurta aklarına döktüm. Mikserle ayrı ayrı karıştırdım. Tahta bir kaşıkla ikisini yavaşça birbirine karıştırıp sıvıyağ ve un, vanilya, kabartma tozunu birlikte elekten geçirerek karışıma ekledim. Sonra 180 dereceye ayarlanmış fırında 45-50 dk. fırının kapağını açmadan pişirdim. Kreması için bir paket çikolatalı pudingi tarifine göre hazırladım. İki paket krem şantiyi tarifine uygun hazırladım. Daha sonra her ikisini bir kapta mikserle çırptım (krema tarifi arkadaşım Zeynep'in annesi Sevgili Ayla Teyze'ye ait). Böylece krema daha güzel hoş bir tat alıyor. Sonra ikiye ayırdığım keki portakal suyuyla ıslattım ve kremayı sürdüm. En üste fındık parçaları koydum. Umarım beğenirsiniz. Sevgilerle...

SON ÖRGÜM:)



Örgü örmek beni çok rahatlatıyor. Büyük parçaları yapmak sıkıcı geldiği için genelde atkı örüyorum şu sıralar ve ördüklerimi sevdiklerime armağan ediyorum. Bu da son örgüm. Saç örgüsü boyundanlık. Saç örgüsü bence örgüye spor bir görünüm veriyor. O nedenle kazaklarda, hırkalarda ve atkılarda saç örgüsü modelini çok seviyorum.

30 Aralık 2011 Cuma

NİCE GÜZEL YILLARA

Neden yeni yıl bizi bu kadar heyecanlandırır? Bence yeni olan her şey insanda müthiş bir heyecan uyandırıyor. Hep demez miyiz, Pazartesi olsun diyete başlayacağım, yarın ilk iş onu arayacağım vs. vs. Yeni kararlar almak ve uygulamak için zamanın yeni bir dilimi bizi daha çok mu motive ediyor nedir? Kısacası yeni yıl aldığınız tüm kararları uygulamak için bulunmaz bir fırsat...Bu sene aldığınız kararları en güzel şekilde uygulamanızı dilerim. Hepinize kucak dolusu sevgiler; 2012 sağlık, mutluluk, neşe, huzur, bolluk, bereket, hayatınızda eksik hissettiğiniz ne varsa onu getirsin size. Sevgiyle kalın.

AYŞE KULİN-GİZLİ ANLARIN YOLCUSU

Ayşe Kulin'in neredeyse tüm kitaplarını okudum. Hepsinde kendimi olayın içinde gördüm, bazen karakterlerden biri oldum bazense sadece bir izleyici. Ailesinin geçmişinden yola çıkarak yazmış olduğu kitaplar sayesinde ülkemizin gizli tarihi hakkında fikirler edindim. Kısacası lise çağlarımdan beri severek okuduğum bir yazardır kendisi.
Gizli Anların Yolcusu... Birçok kişiden bu kitabın Ayşe Kulin'in tarzı olmayan bir kitap olduğunu duydum, biraz da hayalkırıklığı oluşmuştu okuyanlarda. Bu beni daha çok meraklandırdı. 
Gizli Anların Yolcusu, tipik Ayşe Kulin kitapları gibi çok akıcı, bir solukta okuyorsunuz. Ayşe Kulin'in diğer kitaplarında genelde anlatıcılar kadındır, burada anlatıcı bir erkek. Konu ise Ayşe Kulin'in daha önce hiç işlememiş olduğu, daha doğrusu genelde kadın yazarların işlediğini görmediğim bir konu. İlhami belli bir yaşam standardı olan orta yaşlı, evli bir adamdır. Çocuklarından birini trafik kazasında kaybetmelerinden sonra, aile kendisini kolay kolay toparlayamaz, özellikle karısının bu duruma alışması uzun zaman alır. İlhami de bir süre sonra yanlış bir ilişkinin içine düşer. Daha sonra olaylar tahmin edilemeyecek şekilde gelişir. 
Kitap aslında güzel, etkileyeci, şaşırtıcı... Ancak bazı noktalarda gerçekten çiğ kalmış. Konuda bazı eksiklikler var ve bazı şeyler aceleye getirilmiş gibi. Ama yine de okumakta fayda var. Ben Ayşe Kulin'in bu kitabını cesur ama yeterince olgunlaşmamış buldum.

29 Aralık 2011 Perşembe

Biricik dostumun bana yılbaşı hediyesi

Birkaç gündür arkadaşım benim iş adresimi öğrenmeye çalışıyordu. Yok bir müşterisi varmış o da benimle aynı kurumda çalışıyormuş, çok tatlı bir kızmış belki ben de tanışırmışım:)) O sormuş hangi şubede çalıştığımı falan. Sonradan anlaşıldı ki yılbaşı hediyemi göndermek içinmiş hepsi:)) Çok şaşırdım, çok sevindim. İş yerimde süksem oldu hem:)) Teşekkür ederim Zeynepim. Nice yıllara hep beraber inşallah. Bu da güzel bluzun üzerimdeki hali:


28 Aralık 2011 Çarşamba

Gratis Alışverişim





Gratis ve Watsons bende aynı etkileri yaratıyor. Bunların hepsi bana lazım, almalıyım almalıyım:)) Allahtan sonra sakinleşip sadece ihtiyacım olanları almaya çalışıyorum. 
Ecotools'u duymuşsunuzdur. Geçen ay pudra fırçasını almıştım tekli olarak ve çok beğendim. Yumuşacık ve kılları da çok kaliteli, o yüzden setini de aldım. Memnun kalacağımı düşünüyorum.
Tırnaklarım için ciciler aldım. En kısa zamanda deneyip, fotosunu burda yayınlarım.
Emily göz kalemleri de denemek istediklerim arasındaydı. 1.80 liraydı. Fiyatı da uygun olunca bir göz bir de dudak kalemi aldım. 
Son olarak da çantada taşımalık pure&natural'ın deodorantı. Yasemin kokulusu, roll on'nunu da kullanıyordum. Alüminyum, alkol, zararlı madde barındırmıyor.
 



27 Aralık 2011 Salı

PETAL FRESH-ORGANİK ŞAMPUAN






Saçlarım için artık doğal bir şampuan kullanmak istiyordum. Down Under Naturals'ın Nude saç kremini kullanmaya başlamıştım, ondan memnun kalınca şampuanını da aldım, ama saçımın kimyasal ürünlere alışkın olmasından mı yoksa şampuanın içeriğinden mi bilmiyorum, saçlarım dökülmeye başladı. Ben de doğal olan yeni bir şampuan denemek istiyordum. Petal Fresh de denemek istediğim doğal şampuanlardandı. Hatta geçen ayın lilakutusunda tester'larını görünce lilakutuya üye olmadığıma pişman oldum. Petal Fresh hayvanlar üzerinde test edilmiyor ve Organik İçerik Sertifikasına sahip. Ben de Petal Fresh'in facebook sayfasına üye oldum. Oradan ürünün testerlarını nerde bulabileceğimi sordum, onlar da adres bilgilerimi verirsem bana tester gönderebileceklerini söylediler. Mail attım ve bugün tester'lar elime ulaştı. Bu şekilde muhatap bulabilmem ve tester'ların bana ulaştırılması beni çok mutlu etti. İki tane şampuan (tea tree ve rosemary/çay ağacı ve biberiye özlü) tester'ıyla birlikte iki tane de yine doğal bir marka olan Clinians'ın göz-dudak çevresi kremi tester'ı göndermişler (onlar da bonus oldu benim için:). Şampuan ve kremleri denedikten sonra fikirlerimi buradan 
sizinle paylaşırım. Sevgiyle kalın:))

25 Aralık 2011 Pazar

ELMALI TART

Hava iki gündür buz kesiyor, dışarı da çıkamayınca kendimi mutfağa attım. Çoktandır canım elmalı tart çekiyordu. Tarif binbirçeşni'den. Üstteki resimler pişmeden önceki hali tartımın. 
İşte bunlar da piştikten sonraki hali:




Eğer siz de evdeyseniz ve canınız tatlı istiyorsa bu tartı deneyebilirsiniz; ben ayrıca bu tartı yaparken Becel Formumu kullandım. Böylece epeyce hafif bir tatlı çıktı ortaya.

24 Aralık 2011 Cumartesi

YERLİ DİZİLERLE İLGİLİ

İlk başta keyifle izlediğim dizilerin kabak tadı vermeye başlaması beni çok üzüyor. Ya ben çok şey bekliyorum ya da gerçekten artık senaristler yazacak bir şey bulamıyor. Birbirine benzeyen, uzadıkça tükenen hikayeler artık herkesi bıktırdı; ama genelde televizyondan başka eğlencesi bulunmayan halkımız mecburen bu dizilere mahkum kalıyor, daha doğrusu mahkum ediliyor. Önceden en azından haftanın bazı günleri eski Türk filmleri ya da güzel yabancı filmler yayınlanırdı da biraz şenlenirdik. Şimdi mecburen Fatmagül'e ağlıyoruz, Ali Kaptan'a kızıyoruz, Kuzey'e hak veriyoruz... Bir de dizi izlerken ben sürekli gerilmeye başladım doğru düzgün komedi dizisi de yok. Yahşi Cazibe'yi takip ederdim, o da son zamanlarda kendini tekrar ediyor. Hele de hikayeyi hareketlendirmek amacıyla Kemal'in çocuk sahibi yapılması ve geçen zamana rağmen hala Kemal'in ikili ilişki yürütmeye devam etmesi beni iyice soğuttu diziden. Bizim Yenge'yi severek izliyordum, o da Keşanlı Ali Destanı'na kurban edildi. Şu anda kaçta yayınlandığını bile bilmiyorum. Geçen sene Öyle Bir Geçer Zaman Ki'ye bayılıyordum ve merakla neler olacak diye sonraki haftayı bekliyordum. Bir de hikayenin 1960lardan günümüze kadar yakın tarihimizle ilgili konulara da yer vereceğini duyunca daha da bağlanmıştım diziye. Ama şimdi dizi üçlü ilişkiler yumağından oluşuyor (Ali-Cemile-Karolin, Murat-Aylin-Soner, Berrin-Hakan-Ahmet). Bir de yine geçen sene severek izlediğim Yer Gök Aşk var. Bu senenin başında bir iki bölüm izledim ve bıraktım. Kavak Yelleri vardı bir de, ne tatlı diziydi ilk başladığında arkadaşlıklarına, birbirlerine olan bağlılıklarına hayran kalmıştım, sonra noldu dizi uzadıkça uzadı ve Brezilya dizilerinden farksız oldu. Kimin eli kimin cebinde belli değildi. Neyse ki bitti. Aslında emeğe saygı göstermek istiyorum; ama bu şekilde de temcit pilavı gibi önümüze getirilen konuları, bu millet ağlamayı seviyor, ver dramı her şeyi izlerler düşüncesinde olanları eleştirmeden geçemiyorum. 
Bence bu konuda bir şeyler yapılmalı. Senaristler, yapımcılar artık bu durumun farkında olmalı (bir aralar magazin programları böyle ünlenmişti, her akşam her kanalda magazin vardı, ondan kurtulduk, şimdi de dizilere boğdular bizi). İlk önce dizilerin konularına dikkat edilmeli , çünkü diziler çok ciddiye (Kurtlar Vadisi'ndeki Çakır öldü diye ciddi ciddi cenaze namazı kılan insanlarımız var) alınıyor Türkiye'de. Mesela her dizide insanlar İstanbul'da yaşamalarına rağmen süper evlerde oturuyor (en fakir olanı bile), bu da insanları özendiriyor. Farklı illerimizde başlayan her dizi daha sonra İstanbul'a taşınıp karakterlerin yeni bir düzen kurduğunu gösteriyor (İstanbul'a göç de özendiriliyor). Dizilerde okula giden kızlar full makyajlı, kıyafetleri son moda ve bir giydiklerini bir daha giymiyorlar. 
Belki de diziler çekilirken sosyologların fikirleri alınmalı, toplumumuza, yaşayışımıza uygun konular seçilmeli, bir konu seçildiyse o konuyla ilgili araştırmalar yapılmalı, senaryo tam olmalı, hele birkaç bölüm çekelim sonrası Allah kerim diye diziye başlanmamalı. Dizilerin süreleri kısaltılmalı, çalışanlar da düşünülmeli. Manifesto gibi oldu:)) Neyse kısacası yerli dizilerin tadının yerine gelmesini istiyorum ben. Süper Baba, İkinci Bahar, Bizimkiler, Bizim Evin Halleri, Ferhunde Hanımlar gibi dizilerle büyümüş ve bu dizileri halen özleyen birisi olarak düşüncelerimi paylaşmak istedim.











PEMBE PEMBE PEMBE:)))


Yeni bitirdim bu atkıyı sizlerle paylaşmak istedim. Çok kolay bir örnek (bir dola iki kes şeklinde yapılıyor). Örneğin videosunu nakotv'de buldum. Merak edenler, denemek isteyenler buradan buyursunlar.

RIMMEL POSH SPICE OJE (352 NUMARA)




Çok şeker bir renk, ben pembeyi çok sevdiğim için beğenerek aldım. Şu kış döneminde içinizi ısıtacak bir renk bence. Ojeyi birazcık taşırmışım kusura bakmayın:))

23 Aralık 2011 Cuma

DEĞİŞİK, KOLAY, LEZİZ TURŞU TARİFİ


Bu turşu işyerinde bir arkadaşımın annesinin tarifi. Sağolsun sayesinde çok güzel bir turşu öğrenmiş oldum ki bu benim yaptığım ilk turşu. Yapımı da çok basit ben evimde bulunan yarım kiloluk kavanoza yaptım deneme amaçlı olarak. İlk önce yarım kilo kadar olan biberleri yıkadım, sonra küçük küçük doğradım, kavanoza o şekilde koydum. Bir kaç diş sarımsağı da (5-6 diş) soyup doğrayıp biberlere ekledim. Sonra yarım çay bardağı zeytinyağ ve yarım çay bardağı elma sirkesini biberlerin üstüne döktüm. Son olarak bir çay kaşığı tuz ve şeker ekledim. Kapağı sıkıca kapattım. Bir hafta boyunca kavanozu hiç açmadan beklettim. Arada sırada kavanozu alt-üst edip salladım ki sos her yerine yayılsın. Bir hafta sonra açtığımda tadı arkadaşımın annesinin yaptığı gibi değildi biraz hayal kırıklığı yaşadım. Öylece bıraktım, birkaç gün sonra tekrar açtığımda tadı tam istediğim gibi olmuştu. O yüzden mümkünse 10-12 gün bekletin, açmadan. Denerseniz sonucu bana da söyleyin. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsunnn:))

22 Aralık 2011 Perşembe

Közlenmiş Sebze Salatası



Aslında ya ton balıklı ya da peynirli salata yapacaktım; ama patlıcanların uzun süredir buzdolabında olduğu geldi aklıma sonrası malum:)) İlk önce kırmızı ve yeşil biber, patlıcanları közledim daha sonra kırmızı soğanı ekledim. Sos olarak vazgeçilmezim zeytinyağ ve limonu da ekleyince böyle bir görüntü çıktı ortaya. Belki aman aman  bir görüntüsü yok ama çok lezzetli. Denemenizi şiddetle tavsiye ederim.